Sonunda ben de yaptım.
“Aslında bir blog açacaksın, aklına geleni yazacaksın” cümlesi vardı aklımda hep…
İşte o cümle benim yakamı bir türlü bırakmadı.
Sosyal medyanın o 15 saniyelik, sürekli bir şeyleri kanıtlama telaşı taşıyan ve iki gün sonra kaybolup giden curcuna ortamından iyice yorulunca, en sonunda “Yeter, bana kendi kapımın önü lazım.” dedim ve bu blogu oluşturdum.
Ve işte buradayız. Ey Ahali resmi olarak yayın hayatına (ya da daha samimi bir ifadeyle muhabbet hayatına) başladı.
Peki, ne yapacağız biz burada?
Açık konuşayım; burada ne size hayatın gizli şifrelerini sunma iddialı büyük laflar olacak ne de “Başarılı olmanın 10 altın kuralı” gibi jenerik tavsiyeler. Ben Aydın. Sizin gibi sabah alarmıyla uyanan, trafikte sövmemeye çalışan, akşam kahvesini yudumlarken internetin dipsiz kuyularına dalan biriyim.
Burası;
-
Teknoloji dünyasında ne olup bittiğini süslü teknik terimlere boğulmadan anlamaya çalıştığımız,
-
İzlediğimiz bir filmin ya da okuduğumuz bir kitabın ardından “Yahu siz de böyle hissettiniz mi?” diye birbirimize sorduğumuz,
-
Günlük hayatın koşturmacasında gözden kaçan o küçük ama tatlı detayları konuştuğumuz bir mahalle meydanı olacak.
İster çayınızı kapıp bir köşede sakince okuyun, ister yorumlarda “Aydın saçmalamışsın ama şu kısmına katıldım” deyip söze girin. Kapı herkese açık.
İlk yazının şerefine çaylar benden, muhabbet sizden.
Hoş geldiniz ahali, başlıyoruz!
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın!